Sessizce oldu gidisin, Bir pencere arkası bekleyisimden ote... Belki bir elveda değiştirecekti hayatı Belki de gözlerinin içinde son kez eriyişim, Cesaret edemedim, arkandan "geri dön" demeyi, Sende yediremedin gururuna. Bana aşkın gurursuz olduğunu öğrettin ama İlk kıvılcım yangın oldu yüreğinde Sen gittin ben her gün öldüm, Sen gittin aşkımızın ateşini söndürdün Atamadım üstümden senin yorgunluğunu, Hala senin adınla yaşıyorum Hala senin tadında, Keşke yalnızlığım kadar yanımda olsaydın da, Yalnızlığımla paylaştığımı seninle paylaşsaydım, Keşke adın yalnızlık olsaydı ve ben hep yalnız kalsaydım Varlığından geriye doğru, Yokluğun ötesinde yol alan bir yolcu gibi, Her adımda biraz daha yitik, Her adımda biraz daha yenik bir suretim şimdi aynalarda Sana sozum isiksiz gecelerimde aydinligim ol, Gunessiz gunlerde gunesim Kısacası sana deliler gibi aşığım Ve geri dönmezsen öleceğim Ölmek bana koymuyor yokluğunda Benim bir tek sebebim var Sensizlik cok zor......
Sensizligi yasamak nedir, bilir misin sen? Artik olmadigini ve hic olmayacagini bilmek nedir, bilir misin sen? Zamana meydan okurcasina seni düsünmek ama gözü yasli ama yüregi yarali...Neden yoksun? Neden birakip ta gittin beni? Neden bizim ayrilmamizi istedi ki bu zalim kader? Ve neden sevdigim neden bu ani terkedis?...
Hani hep derdin ya ''seni sevdigimi söylemeye kelimeler yetmez'' diye, hakliydin sen hep hakliydin bir tanem. Seni ne kadar cok sevdigimi her firsatta söylerdim sana iste yine söylüyorum SENI SEVIYORUM......
Ben sana mecburdum bir tanem seninle olmaya gözlerine bakmaya sevgine sahip cikmaya mecburdum...Ben sana asiktim delicesine hala daha asigim ama simdi kimsesiz cocuklar gibiyim, seni seviyorum dedigimde karsiligini almak istiyorum senden...Neden sevdigim neden cevap vermiyorsun artik bana? Neden sende söylemiyorsun beni sevdigini...Gözlerine her batigimda kendimi görürdüm onlarda...Söylesene sevdigim ben kendimi nasil görecegim simdi, kimin gözlerinde arayacagim kendimi, sevgiyi? Kim isitacak benim kalbimi, kim sahip cikacak essiz sevgime? Kim tutacak yerini? Buna ben cevap vereyim bir tanem: Kimse, kimse tutamayacak yerini , dolduramayacak hic bir gönül senin yerini...
Hani ayrilmayacaktik hic, söz vermistik birbirimize. Hani terketmeyecektin beni hic ve aglamayacaktik yalniz gecelerimizde...Ne oldu bir tanem , neden tutamadik sözümüzü.? Sen beni terkederek sözünü tutmadin bense beni terkedisinden bu yana gecen her gecede agladim....Agladim ama bi sor neden agladin diye? Bize agladim askimiza agladim... Sana agladim....
Farklı bir bitiş .. Yeni bir başlangıç .. Yarım kalmış hayaller .. Eylemleri olmayan cümleler .. Saçma sapan başlangıçlar .. Ya da birine seni seviyorum deme isteği ..
Oysa seni seviyorum la bitmiyormuş aşk .. Aşk bağlılıkmış .. Aşk tutkuymuş .. Aşk gerçekten senmişsin ..Aşk bana sende çok yakıştı demiştim .. Sen Gittin .. Aslında ben gönderdim ..Git dedim .. –me yi ekleyemedim ..
Git(-me)meliydin belki .. Ama yarım kalan kalbimi düşünmemiştim .. Sensiz neler yapabileceğimi tahmin etmemiştim .. Sensizlik koymazdı bana .. Ne gidişler yaşamıştım ben ?! Ama öyle değilmiş ..
Rüyalarımda seni görmek ve Sen'i dilemek .. Ezmek şu lanet olası gururu .. Ama olmuyor işte .. Ne kadar istesem de / istesek de .. Gurur diyoruz .. 3 günlük dünyada Gurur denen şeyi soktuk aramıza .. Oysa mutluydum seninle ..
Hayallerimiz vardı .. Her sabah o güllü tepside bana hazırlayacağın kahvaltıyı ne kadar isteyerek anlatıyordun hatırlasana ?! Özlüyorum .. Sesini .. Yüzünü .. O tebessüm ederken gamzelerin .. Özledim işte .. Nedensiz , çünküsüz ?! Sen olduğun için özledim ?! Sevdiğim için özledim ?!
Ve Git dedim .. Saçma sapan bir sürü neden sundum sana .. Gitmek istememiştin aslında .. Gurur vardı yine .. Gittin ?! Ağladım .. Ama çevirdim başımı .. Görmedin gözyaşlarımı .. O an Git-meeeeee diye bağırmak istiyordum .. Çığlık çığlık avaz avaz .. Herkes duysun istiyordum .. Seni seviyorum , bırakma beni demek istiyordum ..
Sesim duyulmadı .. Sensizlik yankılandı o an her yerden .. Buğulu gözlerimden Sen akıyordun .. Ve gidişin içimi bir o kadar sızlatıyordu ..
Akşamlar yine eski soğukluğundaydı artık ve yine duvarlar üstüme geliyordu .. Zaman durmuştu , tan yeri ağarmak bilmiyordu .. Ben sensizliğin acısıyla iç çekiyordum bütün gece .. Ve gündüz olsun istiyordum ..
Belki yaptığım hatalarla saklanıyorum aydınlık dünyada bir şeylerin arkasına .. Gece ise tüm çıplaklığıyla hatalarımı bir tokat gibi yüzüme çarpıyordu..
Mavi saçlı kelebek; Uzat o saçlarını da rüzgara değsin, bulutlara ersin, Denizlerin altın kumları yıkasın diplerini, Uzaklarda bir yerlerde adın söylensin, yankılansın, iz bıraksın…
Mavi saçlı kelebek, Uç! Uç ki, Soyut anlamların, somut mecralar bulsun.
Kısaydı saçların, güneşliydi yüzün; Güneşin dağıtırdı efkar bulutlarımı. Uzundu gündüzlerin, uzundu gecelerim, Değmezdik birbirimize. Ama Bir aynanın iki yüzü gibi, Bir insanın yazıyla kışı gibi, Eski albümlerin ‘A’ yüzüyle ‘B’ yüzü gibi, Benzerdik birbirimize.
Nice bulutlar geçti üstümüzden, nice yağmurlar yağdı. Talanlara maruz kaldığımız oldu, talan ettiler hislerimizi. Ruhsuz süvariler gördük ufukta bazen. Yalnız kaldık, ağladık, Bambaşka maceralarda, başkahraman olduk.
Ama Ay, yine doğacak gittiğin diyarlarda, biliyorsun, gecelerin aydınlanacak, Ben ayın ardından sana el sallıyor olacağım, Sen de güneşteki tahtından, gümüş tozları serp günlerime olur mu? Bir gün gelecek denizler aşılacak, mesafeler uçulacak, yollar kesişecek. En hilesiz sohbetlerde, kızıl bir şarap kadehinden yansıyacak yüzün yine.
Ama şimdi Gidilecek yerler, toplanacak tohumlar, aktarılacak hikayeler var. Uzat saçlarını kelebek; Uzat ki, değsin rüzgarlara, Rüzgarlar esintini getirsin bana. Bir ‘sen’ essin kimi zaman, Bir ‘ben’ yağayım bazen, aysız gecelerde yağmur olup saçlarına…
Mavi saçlı kelebek; Uzat o saçlarını da rüzgara değsin, bulutlara ersin, Denizlerin altın kumları yıkasın diplerini, Uzaklarda bir yerlerde adın söylensin, yankılansın, iz bıraksın…
Mavi saçlı kelebek, Uç! Uç ki, Soyut anlamların, somut mecralar bulsun.
Kısaydı saçların, güneşliydi yüzün; Güneşin dağıtırdı efkar bulutlarımı. Uzundu gündüzlerin, uzundu gecelerim, Değmezdik birbirimize. Ama Bir aynanın iki yüzü gibi, Bir insanın yazıyla kışı gibi, Eski albümlerin ‘A’ yüzüyle ‘B’ yüzü gibi, Benzerdik birbirimize.
Nice bulutlar geçti üstümüzden, nice yağmurlar yağdı. Talanlara maruz kaldığımız oldu, talan ettiler hislerimizi. Ruhsuz süvariler gördük ufukta bazen. Yalnız kaldık, ağladık, Bambaşka maceralarda, başkahraman olduk.
Ama Ay, yine doğacak gittiğin diyarlarda, biliyorsun, gecelerin aydınlanacak, Ben ayın ardından sana el sallıyor olacağım, Sen de güneşteki tahtından, gümüş tozları serp günlerime olur mu? Bir gün gelecek denizler aşılacak, mesafeler uçulacak, yollar kesişecek. En hilesiz sohbetlerde, kızıl bir şarap kadehinden yansıyacak yüzün yine.
Ama şimdi Gidilecek yerler, toplanacak tohumlar, aktarılacak hikayeler var. Uzat saçlarını kelebek; Uzat ki, değsin rüzgarlara, Rüzgarlar esintini getirsin bana. Bir ‘sen’ essin kimi zaman, Bir ‘ben’ yağayım bazen, aysız gecelerde yağmur olup saçlarına…
Sanki sıcak. Sanki soğuk. Sanki bilmiyorum ikisinin arası. Sanma.
...
Sanki yazık. Sanki oh olsun. Sanki bilmiyorum ikisinin dışı. Sanmasana..
...
Sanki evet diyeceksin, sanki hayır. Sanki bilmiyorum ikisi bir.. Sanma deme bana, en histerik sanrılarımın adaşı sen olupta!
...
Leyla ağlar Mecnun susar sanki.. Sanki tam tersi de yaşanır melekler Mecnun’u unuttuğunda. Sanki bilmiyorum hiç birisi hiç bir zaman hiç bir yerde olmazmış. Sanma; inancım sancımdan büyük, daha da büyür sen sustuğunda..
...
Sanki ileri.. Sanki geri.. Sanki bilmiyorum bu bir Mehter mücadelesi.. Sanmayacaksın dediysem, sanmayacaksın! Seni laftan anlamaz sevimli serseri..
Birkaç gerçekleşmeye üşengeç hayal. Bükülmüş ama henüz kırılmamış düşler.. Ve bir film afişine özendirilmiş olmayan koca bir aşk içinde.. Nedenlerimizi ve sonuçlarımızı toplasak bir araya, Bir bardak su eşliğinde içsek kaç saatte ölürüz merakı.. Sigaraları küle çevirmeye kıyamayacak kadar korkak.. Elleri titrer.. Birkaç dile acı biber süresi, Birkaç problemsiz hayata kusup kirletesi, Biraz da çürümüş kibiri var etinde.. Ne için henüz erkense çoktan yapmış.. Ne için geç kaldıysa daha yapacak.. Ne canını acıttıysa canı onu sever ve Adına iyi her neyse hırçınca tekmeler.. Yaşamak en acı veren intihar yöntemi aklında kurduğu.. Yaşamak en sinsi planı. Ağladıkça akan makyajıyla akar gider sanar İnandığı birkaç anı.. Gözleri ne kadar yorgunsa aynada, o denli inatla dinç bakar etrafına.. Ve sözleri.. Sözleri yalnızca derdine anlamlı.. Oturduğu ağaç dalı tekin değil, yine de en çok güvendiği şey.. Parmağını batırdığı her renkse aslında en nefret ettiği tonlarda.. Bildiğini sandığı herşey mantığına uyan birkaç yalan.. Bi’haber olduklarıysa içi kararmış hakikatler.. Bazen iç çeker, bazen susar ve her zaman düşünür. İşine gelmeyen her şeyi düşünür ve sadıkça inanır. İşine gelen ne varsa yalandır çünkü zaten.. Elleri, ellerinde bekleyen günleri, ayları, seneleri yalandır.. Kanına karışır küstüğü herşey ve rahat bırakmaz satırlarını.. Kimse inanmaz, yaşadıklarını rivayete dökse.. Ağladıkça esen rüzgar misali ağlatan herşey ve, Zatürre gözleri içten değil işte.. Hıçkırıkları sonsuz, haykırışları sessiz. Kahramanları ipsiz sapsız, hırlı mı hırsız mı belirsiz.. Siyaha yakın solgun birşeyler var aklında. Her biri amaçsız, dengesiz ve yersiz.. Aldığı kararları lanet, almasa odası cehennem. Ne kadar çok insan varsa çevresinde o safhada kimsesiz.. Bazen dolu bazen boş.. Bazen kötü bazen hoş.. Bazen koca bir hiç.. Kızın çok şey yapası var cebinde, En çok hiç olası..